Kış aylarında yetişen sebze ve meyveler arasında ıspanak, pırasa, lahana, pazı, havuç ve turp gibi besleyici sebzelerin yanı sıra; portakal, mandalina, greyfurt ve nar gibi bağışıklık sistemini destekleyen meyveler yer almaktadır. Soğuk hava koşullarına rağmen toprak, sunduğu bu çeşitlilikle sofralarımızı zenginleştirmeye devam ederken, bahçesini bu mevsime hazırlayanlar için kış dönemi aslında oldukça verimli bir üretim potansiyeli barındırır. Toprağın dinlendiği ancak yaşam döngüsünün devam ettiği bu süreçte, doğru ekim ve dikim tekniklerini uygulayarak hem taze hasat elde etmek hem de meyve fidanlarını bahara hazırlamak mümkündür.
Kış bahçesi kurmadan önce toprağın fiziksel ve kimyasal yapısını iyileştirmek, soğuk aylarda bitkilerin hayatta kalma şansını doğrudan artırır. Ağır kış yağışları toprağın sıkışmasına ve hava almamasına neden olabileceğinden, ekim öncesinde toprağı derinlemesine havalandırmak ve drenaj kanallarını kontrol etmek gerekir. Ayrıca toprağa organik madde, kompost veya iyi yanmış ahır gübresi ekleyerek besin değerini yükseltmek, bitki köklerinin don riskine karşı daha dayanıklı olmasını sağlar. Toprak analizi yaptırarak eksik olan mineralleri belirlemek ve buna göre takviye yapmak, kış boyunca verimli bir üretim alanı oluşturmanın temel taşıdır.
Bahçeniz kışın en sert günlerinde bile size taze ve sağlıklı ürünler sunma kapasitesine sahiptir. Bazı sebzeler soğuk havayı sadece tolere etmekle kalmaz, düşük sıcaklıklarda şeker oranlarını artırarak daha lezzetli hale gelirler; bu sebzelerin doğru zamanda ekilmesi ve korunması sürekli bir hasat döngüsü sağlar.
Yeşil yapraklı sebzeler, düşük sıcaklıklara karşı gösterdikleri yüksek direnç ile kış bahçelerinin vazgeçilmez üyeleridir. Bu sebzeler, donma noktasına yakın sıcaklıklarda dahi gelişimlerini yavaşlatsalar da canlılıklarını korumayı başarırlar.
Bu sebzelerin hasat edilmesinden sonra kök yapılarının korunması, ilkbaharın başlarında yeniden sürgün vermelerine yardımcı olur.
Kök sebzeler, toprağın altında kaldıkları için doğal bir yalıtım avantajına sahiptir ve bu durum onları yüzeydeki sert rüzgarlardan ve dondan korur. Toprak altındaki gelişimleri kış boyunca devam ederken, bu sebzeler toprakta doğal bir depolama yöntemiyle taze kalırlar.
Toprak yüzeyine yapılacak hafif bir saman tabakası, bu kök sebzelerin çıkarılmasını kış aylarında daha kolay hale getirir.
Turpgiller ailesi, serin ve nemli hava koşullarını seven yapıları sayesinde kış üretiminde ana rollerden birini üstlenirler. Bu bitkiler, fide döneminden itibaren soğuğa alıştırıldığında oldukça verimli sonuçlar verirler.
Bu gruptaki sebzelerin hasat zamanlaması, baş kısımlarının aşırı büyümeden ve dokusunu kaybetmeden yapılması kaliteyi artırır.
Kış mevsimi, aslında yeni bir meyve bahçesi kurmak veya mevcut bahçeyi zenginleştirmek için en uygun zamanlardan biridir. Bitkilerin vejetasyon sürecinin durduğu ve "kış uykusu" olarak adlandırılan dönemde dikilen fidanlar, bahar geldiğinde köklerini toprağa çoktan adapte etmiş olarak uyanırlar.
Açık köklü fidanlar, yapraklarını dökmüş ve dinlenme halindeyken toprağa dikildiğinde adaptasyon süreci çok daha sorunsuz geçer. Bu dönemde toprakta yapılan işlem, bitkinin enerjisini yaprak üretmek yerine kök tutunmasına harcamasını sağlar.
Dikim sırasında köklerin hava almaması ve can suyunun hava koşulları ne olursa olsun verilmesi hayati önem taşır.
Yaban mersini, böğürtlen, frambuaz ve bektaşi üzümü gibi meyveli çalılar, kış dikimine oldukça uygun bitkilerdir. Bu bitkiler genellikle soğuklama ihtiyacı duydukları için kış aylarında toprakla buluşmak onların verim potansiyelini optimize eder.
Bu tür bitkiler için asidik toprak yapısı tercih ediliyorsa, kış dikimi sırasında toprağa gerekli torf veya kükürt takviyesi yapılabilir.
Kış bahçeciliğinde başarı, zamanlamayı doğru yönetmekten geçer. Kasım ayında bakla ve bezelye gibi baklagillerin tohumları toprakla buluşturulabilir; bu bitkiler kışı toprakta köklenerek geçirir ve baharın ilk günlerinde hızla büyürler. Aralık ve Ocak ayları, daha çok açık köklü meyve fidanlarının, asma çeliklerinin ve gül fidanlarının dikimi için en ideal dönemlerdir. Şubat ayı ise yavaş yavaş marul, maydanoz ve dereotu gibi yeşilliklerin tohum ekimine başlanabileceği, toprak ısınmaya başlamadan hemen önceki hazırlık evresidir. Bu takvime uyulması, bitkilerin doğal döngüleriyle uyumlu bir şekilde gelişmelerini garanti altına alır.
Sıcaklıkların aniden düşmesi, kış bahçesindeki bitkiler için en büyük risklerden biridir. Bitkileri korumak için fiziksel engeller oluşturmak ve toprak ısısını stabilize etmek, hasat miktarını doğrudan koruyan stratejik müdahalelerdir.
Malçlama, toprak yüzeyinin organik veya inorganik materyallerle kaplanması işlemidir ve kışın dondan korunmak için en etkili yoldur.
Malç materyali seçerken bitkinin ihtiyacına göre hava alan ve çürüme süreciyle toprağı besleyen doğal malzemeler tercih edilmelidir.
Sera ve alçak tünel sistemleri, bitkiler için kontrollü bir mikro klima yaratarak dışarıdaki dondurucu havadan bağımsız bir üretim alanı sunar. Bu yapılar, güneş ışığının ısısını içeride hapsederek dışarıdaki sıcaklığın birkaç derece üzerinde bir ortam sağlar.
Güneşli kış günlerinde sera veya tünellerin havalandırılması, içerideki nemin aşırı artıp mantar hastalıklarına yol açmasını önlemek için gereklidir.
Kışın sulama ihtiyacı yaz aylarına göre azalsa da tamamen ortadan kalkmaz; özellikle rüzgarlı havalar bitkilerin nem kaybetmesine neden olabilir. Sulama işlemi, don riskine karşı sabahın erken saatlerinde yapılmalı ve toprağın aşırı çamurlaşmamasına dikkat edilmelidir. Gübreleme konusunda ise bitkilerin kış uykusunda olduğu unutulmamalıdır; bu dönemde hızlı etki eden azotlu gübreler yerine, yavaş salınımlı organik gübreler ve fosfor ağırlıklı destekler tercih edilmelidir. Bu yaklaşım, bitkinin kış boyu güçlü bir kök yapısı oluşturmasına yardım ederken, bahar dönemindeki hızlı sürgün verme evresi için gerekli olan enerji deposunu da doldurur.
1954’te Sacettin Akaydın tarafından kurulan Akaydın Şemsiye, küçük bir çadır ve branda atölyesinden Türkiye’nin önde gelen şemsiye üreticilerinden biri haline gelmiştir. Rıfat ve Suat Akaydın kardeşlerin öncülüğünde büyüyen firma, bugün Çekmeköy’deki beş katlı tesisinde üretim yapmaktadır. 2009’da Suncool markasıyla markalaşan Akaydın Şemsiye, 2011’den bu yana fuarlarda yer almakta, ihracatı ve özgün tasarımlarıyla sektörde öncü konumunu sürdürmektedir.